Nis 19

Mutluluk

Yazan Editör Kategori her şey

Geçen gün 3 yaşındaki yeğenimle parktayız. “Çok mutluyum” deyince sordum: “Nasıl mutlu olunuyor?” Cevap hemen geldi: “Sevgi dolunca”. İşte bu kadar basit!

Yıllardır mutluluk üzerine konuşup yazıyoruz. Yollarını arayıp duruyoruz. Demek aramayınca, anın güzelliğine kaptırınca, sevgi dolunca oluveriyor.

Çocuklar karmaşık hale getirdiğimiz her şeyin ne kadar basit olduğunu hatırlatıyor.  Düşüncelerin içinde kaybolmayı bırakıp onlara kulak versek ya…

Tem 01

Ayakkabılarımı çıkardım. Kapının üzerinden anahtarları sessizce çıkarıp içeri girdim ve kapıyı kilitledim. Günlerdir takip ettiğim proje beni yormuştu. Karnım çok açtı, bir şeyler atıştırdım. Salondaki koltuğuma oturdum, son iki günün raporlamasını yapmak üzere elime kalemimi ve kâğıdımı aldım. Yaptığım uzun otobüs yolculuğu boyunca uyumuştum.

Mola yerinde uyandığımda sarhoş gibiydim. Tuvalete girdiğimde insanların konuşmalarını hayal meyal hatırlıyordum. Yine bir cinayet işlenmişti. Trafik kazaları, zamlar. Kendime kızdım. İki gündür dış dünya ile ilişkim tamamen kopmuştu. Devamı

May 13

Çarşaf gibi bir zemin üzerinde, yorgun argın balıktan dönüyordum. Babam, her zamanki gibi ağları çöplerden temizlerken bir yandan da sigarasını tüttürüyordu. 70 gün olmuştu, koskoca demir yığını ve içinde yardım bekleyen insanlar arasında, sevgimi haykırmak istediğim güzeller güzeli kız, teknemizin önünden geçmesini bekliyordu. Nasıl bir dünyaydı üzerinde yaşadığımız? Canlarını bir caninin ellerinden kurtarmak için çabalayan insanlar, şimdi başka bir maske takmış yeni bir caninin ellerindeydi. Yardım bekliyorlardı, zayıflamışlardı, kimileri ölümün eşiğine gelmiş, salgın hastalıklar boy göstermişti. Bu bir kader miydi yoksa hayatın gerçeği miydi? Devamı

Nis 16

Bir fotoğraf stüdyosundaydık. Annem ve arkadaşları biraz ileride sohbet ediyorlardı. O ise kaz ayaklarının ayrı bir güzellik kattığı gözleriyle bana doğru yol alıyordu. Sessizce. Anneme yakalanma korkusuyla kaçamak bakışlarla ona bakıyor, kulaklarıma kadar yanıp tutuştuğumu hissediyordum. İlk kez bana bu kadar derin, bu kadar çapkınca baktığını fark ediyordum. Yoksa? İçim titriyordu. Hafifçe başını eğip bana gülümsediğinde kafamı meşgul eden sorular, kilit altında tuttuğum yerden çıkıp beni sorguya çekiyorlardı. Hem de onun bal rengi gözlerinin ışığı altında. Olabilir miydi? Devamı

Nis 04

“Beyaz ten, pembe dudaklar, koyu kahve bakışlar… Eh, bacaklar, bel, göğüsler de fena değildi hani. Kim demiş, önemli olan ruh güzelliği diye, şöyle bir baktın mı aklında kalacak, kalacak ki dönüp tekrar tekrar bakacaksın. Gece rüyana da girecek, yolda yürürken yüzünü de gülümsetecek. Zaten daha genç değil miyiz, ruhen anlaşalım da ne yapalım. Yarın bir gün öyle ya da böyle veda edilecek, anın tadını çıkarmak lazım. Anın tadı tenle kokuyla olur. İki öptün mü gelecek planları yapan hatunlardan Tanrı korusun. Cepte para, serde gençlik varken eğlen eğlenebildiğin kadar.” Devamı

yazı çizi