Tem 01

Ayakkabılarımı çıkardım. Kapının üzerinden anahtarları sessizce çıkarıp içeri girdim ve kapıyı kilitledim. Günlerdir takip ettiğim proje beni yormuştu. Karnım çok açtı, bir şeyler atıştırdım. Salondaki koltuğuma oturdum, son iki günün raporlamasını yapmak üzere elime kalemimi ve kâğıdımı aldım. Yaptığım uzun otobüs yolculuğu boyunca uyumuştum.

Mola yerinde uyandığımda sarhoş gibiydim. Tuvalete girdiğimde insanların konuşmalarını hayal meyal hatırlıyordum. Yine bir cinayet işlenmişti. Trafik kazaları, zamlar. Kendime kızdım. İki gündür dış dünya ile ilişkim tamamen kopmuştu. Devamı

May 13

Çarşaf gibi bir zemin üzerinde, yorgun argın balıktan dönüyordum. Babam, her zamanki gibi ağları çöplerden temizlerken bir yandan da sigarasını tüttürüyordu. 70 gün olmuştu, koskoca demir yığını ve içinde yardım bekleyen insanlar arasında, sevgimi haykırmak istediğim güzeller güzeli kız, teknemizin önünden geçmesini bekliyordu. Nasıl bir dünyaydı üzerinde yaşadığımız? Canlarını bir caninin ellerinden kurtarmak için çabalayan insanlar, şimdi başka bir maske takmış yeni bir caninin ellerindeydi. Yardım bekliyorlardı, zayıflamışlardı, kimileri ölümün eşiğine gelmiş, salgın hastalıklar boy göstermişti. Bu bir kader miydi yoksa hayatın gerçeği miydi? Devamı

Nis 16

Bir fotoğraf stüdyosundaydık. Annem ve arkadaşları biraz ileride sohbet ediyorlardı. O ise kaz ayaklarının ayrı bir güzellik kattığı gözleriyle bana doğru yol alıyordu. Sessizce. Anneme yakalanma korkusuyla kaçamak bakışlarla ona bakıyor, kulaklarıma kadar yanıp tutuştuğumu hissediyordum. İlk kez bana bu kadar derin, bu kadar çapkınca baktığını fark ediyordum. Yoksa? İçim titriyordu. Hafifçe başını eğip bana gülümsediğinde kafamı meşgul eden sorular, kilit altında tuttuğum yerden çıkıp beni sorguya çekiyorlardı. Hem de onun bal rengi gözlerinin ışığı altında. Olabilir miydi? Devamı

Nis 04

“Beyaz ten, pembe dudaklar, koyu kahve bakışlar… Eh, bacaklar, bel, göğüsler de fena değildi hani. Kim demiş, önemli olan ruh güzelliği diye, şöyle bir baktın mı aklında kalacak, kalacak ki dönüp tekrar tekrar bakacaksın. Gece rüyana da girecek, yolda yürürken yüzünü de gülümsetecek. Zaten daha genç değil miyiz, ruhen anlaşalım da ne yapalım. Yarın bir gün öyle ya da böyle veda edilecek, anın tadını çıkarmak lazım. Anın tadı tenle kokuyla olur. İki öptün mü gelecek planları yapan hatunlardan Tanrı korusun. Cepte para, serde gençlik varken eğlen eğlenebildiğin kadar.” Devamı

Oca 22

Savaşmayıp pasta pişirsek?

Hayykitap’ın yayımladığı bu çarpıcı kitabı Edebiyat Haber‘de yazdım.

“Büyük büyük” lafları yutup “küçük” adımlarla barışa yürüme zamanı…

Ara 18

Yoga

Yazan Editör Kategori her şey

Aslı sağ olsun, yogaya başladık küçük bir grup olarak. Zamanını bekliyordu, karşıma çıkıyordu epeydir.

Yoga deyip geçmeyin. Sadece fiziksel değil, zihinsel, ruhsal dengeyi de sağlıyor. Yaşamla uyumunuzu artırıyor, negatif etkilerden arındırıyor, huzura vardırıyor.

Son çalışmamızda kök çakramızı açtık ve mumla meditasyon yaptık. Aslı, aura renklerimizi gördü. Ben yeşil ve maviymişim. Yeşil şifa, uyum, merhamet (kalp çakrası), mavi de iletişim (boğaz çakrası) demekmiş. Oh ne güzel!

Derin nefes alıp yaşamı içinize çekmeyi hep hatırlayın. Yüreğinizden geçirin yogayı, onunla karşılaşacak ve çok mutlu olacaksınız.

Kas 06

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu balıklarıyla sevdim. Bedri Rahmi Koyu’ndaki (Fethiye) kayaya işlediği bu balığı da görme şansım oldu. Daha da çok sevdim onu. 101. Yıl Sergisi‘ni duyunca çok sevindim. Deniz’le birlikte heyecanla gittik Arete Sanat Galerisi’ne. Kendimize yazma üzerine basılmış balıklarından aldık.

Sergi, 1920’lerden başlıyor, 1970’lere kadar geliyor. Her on yılda kendini nasıl yenilediğini, aynı zamanda yüreğini nasıl koruduğunu gördük. Resimlerinin yanı sıra seramik ve tahta çalışmalarından birkaç örnek de var.

Seviyorsanız gidip yaşayın onu… Balıklarından da alın ki neşe getirsin size ve denizin kokusunu…

yazı çizi