Kas 19

Bugünlerde aynı dertle çalınıyor kapım: Yazamama. Bazen dünyanın bütün konuları ortadan kayboluverir. Bir türlü yazamazsın.

Benim bulduğum çözüm, ağzıma geleni yazmak! Düşünmeden yazıyorum, akışa bırakıyorum kendimi. Yazı kendini yazıyor aslında. Bununla ilgili diğer yazılarım burada, belki ilham verir. Devamı

Ara 22

Bir yabancılaşmadır gidiyor. Memleketimde kendimi “yabancı” gibi hissediyorum. Niye mi? Türkçe konuşuyorum da ondan!

Hele İstanbul, hele de iş dünyasının durumu pek fena, affedersiniz “terrible” diyecektim. E-postalarda şöyle bir kısaltma görüyorsunuz örneğin: ASAP. “Bu da ne?” diye Google’a sorunca anlıyorsunuz ki İngilizce “As Soon As Possible” sözünün kısaltmasıymış. Türkçe mealine gelince: Mümkün olan en kısa sürede.  Ne oldu bizim “İnşallah tez zamanda” deyişimize? Kullansak mı “ASAP”? Devamı

Ağu 08

Behzat Ç.’yi seviyorum ama dizi yayınlanmaya başladığından beri değil. Her Temas İz Bırakır: Bir AnKara Polisiyesi çıktığında (2006) keşfetmiştim bu antikahramanı. İki senelik sabırsız bekleyişin ardından Son Hafriyat: Bir AnKara Polisiyesi geldi. Üçüncü romanı bir türlü bitiremedi, diye Emrah Serbes’e kızıp dururken dizi başladı ve beni fethetti. Şimdi devamı için eylülü, filmi için [Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm (Son Hafriyat’tan uyarlama)] 28 Ekim’i bekliyorum yine sabırsızlıkla.

Argo kullanımı nedeniyle bir sürü eleştiri ve “yüce” RTÜK’ten uyarı alsa da “la”nın “lan”ın kibar hâli olduğunu öğretti bize. Asıl beni yakalayan, dahi anlamındaki –de, -da eklerinin ayrılması meselesiydi. Dizinin o bölümünde, seri katil notlar bırakıyordu cinayet mahallerine: “Buda intihar değil.” Behzat Ç. ve Harun tepki gösterdiler, şöyle bir şeydi: “ ‘Da’yı ayırmamış, mal la bu!” Böylece çoğumuzu delirten bir Türkçe sorununa el attılar. Devamı

yazı çizi