Şub 25

Onunla ilk o kafede buluşmuştu. Savaş boyunca şehre haber yapmak için gelmiş tüm gazetecilerin konuşlandığı Hotel Europe’un o eşsiz kafesinde. Oturdukları masada gözü sık sık mavi, gülkurusu tonlarıyla bir nakış gibi işlenmiş renkli tavana takılmıştı o gün. Osmanlı ve Avusturya mimarisinden esintiler taşıyan bu muhteşem tavan altında kahvelerini yudumlarlarken, yüzüne dökülen kâkülleri tavandan sarkan devasa kristal avizeden yansıyan mum ışığı aydınlatıyordu. Ne hoş bir buluşmaydı, diye düşünerek gülümsedi. Devamı

Oca 27

Kadehin içine sığdırdıklarım; şarap, şehir ve sonsuz bulutlar…

Şehirde; sen, ben ve diğerleri…

Şarap ben-im; şarabın içinde benim sığdırdıklarım…

Belki oyun oynuyorumdur.

Ya da belki benimle oyun oynamışlardır. O yüzden buradayımdır. Yani suçum ne onu bile tam anlamış değilken, burada var olmama nasıl bir anlam katabilirim! Devamı

Oca 26

“Benim gibi insanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim.

Yeni atölye grubu, talebe göre belirlenecek tarihte başlayacak ve bu programla 8 hafta boyunca salı akşamları 19.00-21.20 arası sürecek.

Katılmayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com

Atölyeyi, Ankara Tunalı Hilmi’de düzenliyorum. Atölye tamamen uygulamaya dayalı, kuramsal dersler yok, yazıp okuyarak tartışacağız. İpuçları verip daha iyi yazmanıza destek olacağım. Devamı

Ara 25

Sorunsuz ama yoğun geçen gece nöbetinden sonra biraz ayılabilmek için bahçeye çıktım. Gün daha yeni ağarıyor, gökyüzünde birkaç yıldız yanıp sönüyordu. Arka bahçeden gelen ıhlamur ve leylak ağaçlarının muhteşem kokusu beni mest ederken, bütün yorgunluğum kaybolmuştu.

Banklardan birisine tam oturmuşken kantinci Erol dibimde bitiverdi. Elindeki bol köpüklü kahveyi masaya bıraktı. Devamı

Ara 18

Ben bir zikirmatiğim. Renklerim var benim. Sade, yalın ve net.  İsmimse kullanan kişiyle özdeşleşir. Seda’nınki, Ayşe’nin, Özlem’inki gibi. Fabrikasyon ürünüm. Orada bir sürü kardeşim vardı. Büyük pazara sahip insanların eline düşene kadar, hepimiz yan yanaydık. Çok özlüyorum onları. Ne yapıyorlar ki? Hepsini geçerim de  “Mor”u, en yakın arkadaşımı hiç unutamam. Dükkândayken bir kutunun içinde dip dibe durur yaşar giderdik. Ne günlerimiz geçti be! Devamı

yazı çizi