Nis 03

Korkarak girdin kapıdan içeri. Botlarını çıkarman uzun sürdü. Anneannen yardım etti düğüm olmuş bağcıklarını çözmene. Kafanı kaldırınca boy aynasında kendini gördün. Kamburun çıkmıştı. Çirkindin. Ayaklarını sürükleyerek yürüdün mutfağa doğru.

Biliyordun. O, dipteki odadaydı. Kokusunu duyuyordun. Ama gitmen doğru değildi yanına. Seni mutfaktaki tabureye oturttular. Kafanı masaya koydun. Ekmek kırıntılarıyla göz göze geldin bir an.  Çiçekli muşamba örtü soğuktu. İrkildin. Muşambanın soğuğu gözyaşlarını arkalara itti. Düğüm oturdu ince boğazına. Devamı

Mar 29

İçinde büyük bir heyecan vardı. Sonunda beklediği gün gelmişti. Üç asır beklemek fazla sayılmazdı böyle bir görev için, yedi asırdır bekleyenler vardı. Her asır bin bir derviş görevlendirilirdi dünya için. Her birine ayrı bir görev verilirdi ve o asır boyunca her yıl bir ülkede gezerlerdi.

Göreve başlamadan önce bedenini Şibumka’da bırakmak zorundaydı. Dünyada sadece titreşimler yayan bir iç sesi olarak gezecekti.

“Görevim ne?” diye sordu derviş Aknila, gururla karışık bir heyecan içinde. Devamı

Mar 28

Maliyeden emekli Cavit Bey,  yetmiş altı yaşındaydı. Beş yıldır Emekli Sandığı Huzurevi’nde kalıyordu. İkinci kattaki tek kişilik odasında pencereye doğru yürüdü. Dışarıdaki ilkyazı içerdeki sonyazdan ayıran cama yaslanıp dışarıya baktı. Üç gündür süren fırtına durmuş, bahçedeki ağaçlar bir gece içinde çiçeklerle bezenmişti. Beyaz çiçeklinin kayısı ağacı olduğunu çocukluğundan beri bilirdi, lakin çiçekleri pembe olanın cinsini çıkaramıyordu. Geçen bahar sormuş, “Süs kirazı” demişlerdi. Şimdi düşünüyor, bir türlü aklına getirip söyleyemiyordu. Devamı

Mar 25

“Benim gibi yazanlarla buluşsam, yazıp çizsem, konuşsam, ipuçlarını kapıp daha iyi yazsam…” diyorsanız atölyeme beklerim.

Hafta içi grubunu açıyorum. 10 Nisan Çarşamba (19.00-21.00) başlayıp 8 hafta devam edecek. Programı aşağıda görebilirsiniz. İsteğe göre haziranda da sürebilir.

Yerimiz Kızılay Konur Sokak’ta. Kuramsal dersler yok, yazıp çizip okuyarak tartışacağız. İpuçları verip daha iyi yazmanıza destek olacağım.

Katılmayı düşünüyorsanız yazıp çizme maceranızdan bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com Devamı

Mar 18

Hastane koridorları sabahın bu saatinde boş. Bekleme salonuna doğru ilerliyoruz. Bir kat aşağıya indik, işte bekleme salonu. Genç bir kızla elini tutan esmer bir oğlan var. Yaşlı bir amca gazete okuyor. Kucağında bir oğlan çocuğu, uyuyan, kilolu bir kadın. Çocuk 5-6 yaşlarında var, kadın mutsuz görünüyor. Amca ifadesiz. Genç kız ve oğlansa birbirlerini öpüyor, konuşuyorlar. Televizyon ekranlarında hasta isimleri ve ilgili bölüm adları yazıyor, kardiyoloji, kadın doğum, genel cerrahi. Bu bekleme işinin kötü yanı, nasıl da korkuyorum zaten. Doktorun bize söylediği saatin üzerinden bir saat geçti. Devamı

Mar 15

− Kalk kızım, kalk da şu altınları getir artık.

− Anlamadın galiba anne, o altınlar benim. Şakadan öyle söylediğimi mi sandın?

− Bak evladım, o altınlar hepimizin. Kardeşlerinin de hakkı var, el koyamazsın.

− Bal gibi de koyarım. Daha babamın elli iki mevlidini geçen okuttun. Yel yepelek yelken kürek ne bu böyle? Evinde otur da yasını tut. Devamı

Mar 14

Sabah gün doğmadan uyandı. Yataktan kalkmaya mecali yoktu. Şu an tatilde olmak isterdi. Bayram namazı için abdest aldı. Babası mutfakta onu bekliyordu. Allah’tan daha çok babasından korkardı. “Allah çocukları sever” derdi annesi, babası sever miydi sevmez miydi bilinmez. Hiç öpmezdi Ömer’i. Sena’yı da öptüğünü hiç görmemişti. Babasıyla annesinin elini öptü, bayramlaşıp çıktılar. Ahmet Bey önde Ömer arkada, üst sokaktaki camiye doğru yürüdüler. Bakkal Mehmet amca temizlik yapıyordu. Ömer’e göz kırptı, dönüşte uğramadan geçme, der gibiydi. Çok güzel toplar gelmişti dükkânın önüne renk renk. Karpuz diye kesip yiyesi geliyordu insanın. Devamı

yazı çizi