Şub 28

Oralet / P.

Yazan Editör Kategori atölyeden

Durduk yere obez olmadım herhâlde ben! Hep o üşengeç yaşlı cadının yüzünden!  İnceciktim bizimkiler beni ona emanet edip İngiltere’ye gittiklerinde. Hepi topu bir yaz geçirdim o cadının evinde. Daha ilkokul üçteydim. 19 kilo gittim, 33 kilo çıktım o evden.

Her gün sabah uyanır uyanmaz -bırak yüzümü yıkamayı daha yataktan doğrulmadan- üzerinde duman tüten turuncu oraletle bir paket kremalı bisküviyi dayardı burnuma cadı. “Günaydın güzel kızım, ay parçam” diye yapmacık gülüşüyle tepsiyi yatağın kenarına bırakır, pislikten rengi griye dönmüş basma desenli perdeleri açardı. Devamı

Şub 25

Kafanızın içinden bir ses size seslendi mi hiç? Ölen yakınlarınızın seslenişini duyduğunuz oldu mu? Benim başıma çok geldi, geliyor. Korkmuyorum, tam tersine huzur ve mutluluk sarıyor yüreğimi. Dinlersem iyi oluyorum. Dinlemeyip geçiştirirsem “bile bile lades”!

Medyum Dorothy Chitty, meleklerle yaşadıklarını ve danışanlarının başına gelen ilginç olayları anlatıyor, Trend Yayınevi’nin yayımladığı bu kitapta. Bazen dinleyip bazense dinlemediğimiz bu seslerin, uyarıların meleklerden geldiğini söylüyor. Ölen yakınlarımızın koruyucu meleğimiz olarak yanımızda olabileceğinden, seslerini duymamızın doğal olduğundan bahsediyor. Hiçbir din ya da inanca dayanmadan. Devamı

Şub 21

Kolay

Yazan Editör Kategori her şey

Ne kadar kolay şansının farkında olmayıp yitirivermek onu… Bir iki lafla herkesi kandırabileceğini sanmak. İnsanları küçümseyivermek. Hâlâ çıkarına uygun beklentilere kapılmak. Egonun esiri olmak ne kolay…

Sabun sanki, “kalıp haber cümleleri” ile yargılamadan mahkûm edivermek ne kadar kolay. Duyarlılık derken düşünmeden tüketmek…

Her şeye rağmen umuda tutunmak zor mu? O da kolay… Derin bir nefes alıp göğe bakmak, yaşamın bunlardan ibaret olmadığını hatırlamak. Yorulsan da yaşadığını fark etmek. Bakıştığın çam ağacının seni anladığını bilmek…

Şub 20

Atölyede hep konuşuyoruz, yazmanın faydalarını saya saya bitiremiyoruz. Aslında yazmanın tek bir amacı var: Varoluşumuzu yaşamak, belki de gerçeğe aktarmak. Kendimizi sözcük sözcük var etmek, görünür kılmak.

Bedensel olarak görünmeyi istemeyen yazarlar olmuştur hep. Bedenleriyle çıkmak istemezler okurun karşısına. “Somutlaşmamak” için belki. “Sözcük beden”leriyle bilinmek isterler. Şimdi anlıyorum onları, anlayabildiğim kadar…

Şub 12

Atölyemiz heyecan ve neşeyle devam ediyor. Yeni katılımlarla zenginleşiyor. Siz de bizimle olmak isterseniz beklerim. Devamı

yazı çizi