Eki 04

Mana

Yazan Editör Kategori yazma ipuçları

Eyvallah!” demiştim. Pek çok anlamı barındıran sözcüklerdendi. Bu kez “mana” diyorum. Anlam mı mana mı derseniz “Aynı ama başka” derim. Mananın söylenişinde bile farklı bir “mana” var, sondaki –a’nın incelişi katıyor belki de bu derinliği…

Mananın da eyvallah gibi “sufice” bir yanı var. “Mana âlemi” deyince engin bir inanç, huzur evreni canlanıyor gönlümüzde. Anlamın derin olanı mı desek ona, ne desek?

Gönül gibi zengin, gönülle bütünleşen bir ifade mana. Tek bir sözcükten ziyade ifade demeyi hak ediyor. Devamı

Ağu 22

okuryatar

Yazan Editör Kategori her şey

okuryatar,* çok yazarlı ve etkileşimli kitap bloğumuz. Hep hayalimdi böyle bir blog kurmak. Bir gün Nilay (Dalyan) gelip fikrini ortaya atınca hayal gerçeğe yol aldı. Nasıl yaparız, derken oluverdi. Adını bulmak en zoruydu, onu da Demet (Uyar) buldu. Daha doğrusu Hakan Yaman bulmuştu, Demet onun sesi oldu. Buralarda olmasa da bize göz kırptı Hakan Yaman.

Ardından gelsin yazarlar, kurulsun sayfalar… Devamı

Ağu 19

Afili Filintalar, en sevdiğim bloglardan biri. Hepsi de afili otuzdan fazla yazar bir arada. En sevdiğim yazarlardan bazıları da bu adreste: Aslı Tohumcu, Murat Menteş, Alper Canıgüz, Murat Uyurkulak, Şafak Altun, Emrah Serbes… Yazıları blogda, kitaplarını bulmak size kalıyor. Aramaya ve okumaya değer, emin olun.

Afili Filintalar, kendi yazılarını kendileri yayınlıyorlar. Murat Menteş’in söylediği gibi, “Burada yönetici, müdür, patron yok. Herkes, bireysel niteliklerini öne çıkarmakta, istediğini yazmakta özgür.”

Peki, kim bunlar? Devamı

Ağu 17

İyi yazmak için okuyalım. Tamam da ne okuyalım? Tabii ki edebiyat. Roman, öykü, şiir, günce, deneme…

Neden edebiyat?

Sözcük dağarcığını beslemek için: Gündelik hayatta o kadar az sözcük kullanıyoruz ki…

Farklı üslupları tatmak için: Kendimizi anlatmanın o kadar fazla yolu var ki…

Duyguları ortaya koyabilmek için: O kadar az bahsediyoruz ki duygularımızdan. Devamını siz getirin… Devamı

Ağu 15

Sabah işe gidiyorum, henüz burada değilim. Gecenin rüyalı karanlığında yüzüyorum. Birileri hep yürüyor, koşuyor. Hüzünlü, şaşkın, bezgin ya da enerjik. Birinin peşine takılıp başının üstündeki balonu takip edebilsem. Yanındakiyle konuşurken, dinliyormuş gibi yaparken sorguladıklarını görebilsem. Kendi filmimi çeksem, her karede başka bir görüntünün peşine takılabilsem. Başka bir hayatın izini sürebilsem.

Bazen de kendimin peşinden giderim, yüklediğim anlamlara yeni anlamlar yüklerim. İnsanlara hikâyeler yazarım anlık, kendime hikâyeler yazarım. Devamı

Ağu 12

Şu zamanla paralel gitme meselesini çözen var mı? Ben daha çözemedim. Bazen yakalıyorum aynı anda ilerlemeyi, ama bazen. Sistem dizimimde de çıktı. Zaman deli gibi koşuyor. Bense ondan hızlı koşmaya çalışıyorum. (Dizimde “zaman”ı canlandıran arkadaşıma bin selam!)

Ne komik, değil mi? Bize dayatılan bu zamanla yarışmayı nasıl da benimsiyoruz. Her şey, hemen şimdi olsun. Tabii… Oysa şu doğal akışa bir bırakabilsek kendimizi… Bazen bırakabiliyorum, suyla bir olmak, onunla akmak, “damlalarda yüzmek gibisi yok”. (Şebnem Ferah’a da bin selam!) Devamı

Ağu 10

“Ah! Ne kadar bedbahtım, bilemezsiniz…” Hülya Koçyiğit edasıyla elim alnımda, perişanım. Remzi Ünal, neredeyse bir yıldır twitter’da ve benim haberim yok! Kınayın beni, kınayın, herkes kınasın! Ben kendimi duvardan duvara vurdum zaten.

Acımı çektikten sonra teselli aramaya başladım, her insan evladı gibi. Geç de olsa keşfettim, hem böylece toptan okuyabiliyorum. Gün gün beklemiyorum… Mevzuya gel, diyorsun, merak ettin tabii. Devamı

yazı çizi