Tem 21

yaratici-yazarlikYeni Başlayanlar İçin Yaratıcı Yazarlık, kurgunun temellerini güzel örneklerle anlatan bir el kitabı. Esen Kitap’ın yayımladığı kitap, daha önce Küçük Yazarın El Kitabından heyecanla bahsettiğim Zümrüt Bıyıklıoğlu’nun.

Hem yeni başlayanların hem de yazmayı sürdürenlerin kalemlerini açacak, faydalı alıştırmalarıyla ilerlemelerini sağlayacak bir kitap. Yazı çizi atölyelerinde öğrencilerime önermek için sabırsızlanıyorum. Devamı

Mar 04

“Benim gibi yazanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim.

Yeni cumartesi grubu (14.00-16.00), 26 Nisan’da başlayacak ve bu programla 8 hafta sürecek.

Katılmayı, bu fotoğrafta defterinizle yer almayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com Devamı

Oca 13

Ne anlatırsanız anlatın lafı dolandırmayın. Konuşurken buna dikkat ederek başlayabilirsiniz. Uzatmadan, kısa cümlelerle, anlaşılır bir şekilde anlatmanın yollarını bulacaksınız.

Yazarken de aynı düşünce köşeden kendini göstersin. En az sözcükle en çok şeyi nasıl anlatırım? Yazarken bunu düşünmek dikkatinizi dağıtıyor, yazmanızı zorlaştırıyorsa düşünmeden yazın. Devamı

Oca 09

Yogayla tanışmamı, hocamla buluşmamı, nasıl ferahladığımı ve Yaşamla Yoga‘yı Felsefe Taşı’nda anlattım. Felsefe Taşı, başka yazılar da yazmayı düşündüğüm bir düşünce platformu. Keyifle okuyacağınız yazılar bulabilirsiniz.

Şub 20

Atölyede hep konuşuyoruz, yazmanın faydalarını saya saya bitiremiyoruz. Aslında yazmanın tek bir amacı var: Varoluşumuzu yaşamak, belki de gerçeğe aktarmak. Kendimizi sözcük sözcük var etmek, görünür kılmak.

Bedensel olarak görünmeyi istemeyen yazarlar olmuştur hep. Bedenleriyle çıkmak istemezler okurun karşısına. “Somutlaşmamak” için belki. “Sözcük beden”leriyle bilinmek isterler. Şimdi anlıyorum onları, anlayabildiğim kadar…

Şub 14

Sabahın ilk ışıkları gökyüzüne yeni umutlar dağıtana kadar içti. Müdavimi olduğu meyhaneden yalpalayarak çıktı. Meyhaneci Agop geçmiş yılların hatırına onu beklemiş, dinlemişti. Sessiz çığlıklarından yine hiçbir şey anlamamıştı. Arkasından bağırdı. “Remzi kardeş, bir taksi tut, bu hâlinle tomofil kullanmayasin, bak doğri olmasss.” Elini güçlükle onaylar gibi salladı, köşeyi döndü; düştü. Başı sonsuz bir vida… Birden midesi bulandı, doğruldu; kustu. Kusmuk kokusu genzini yakmış, söyleniyordu annesi… “Geberesice, seni doğuracağıma taş doğursaymışım. 13 yıllık kocam bana bu eziyeti çektirmedi. Şu hâle bak, her yer kusmuk içinde…” Kocası babalıktı. Devamı

Şub 12

Atölyemiz heyecan ve neşeyle devam ediyor. Yeni katılımlarla zenginleşiyor. Siz de bizimle olmak isterseniz beklerim. Devamı

yazı çizi