May 20

“Bir kelimeye

Bin anlam yüklediğim zaman

Sana sesleneceğim.”

Özdemir Asaf

Dükkânımın içinde çok ses var aslında, gün içinde kapıdan içeri girenlerden hep aynı yorumu almışımdır: ‘’Bütün gün nasıl duruyorsunuz bu tik tak sesleri içinde, sıkılmıyor musunuz hep aynı sesten’’. Hangi insan sever ki saatten çıkan tek tip sesi? Dükkânıma gelen insanların ellerini sıktıktan sonra boş bir kâğıt uzatırım, önce bir anlam veremezler o boş kâğıtla ne yapacaklarına. Bu eski, toz kokan, her tarafı çeşitli saatlerle dolu dükkândan akıllarında bambaşka hikâyelerle çıkarlar. Nihayetinde onları kapıdan uğurlarken beyaz kâğıda yazılmış binlerce hikâye kalır. Devamı

Kas 26

Neşe

Yazan Editör Kategori her şey

Havalar soğudukça neşeleniyorum. Tamamen delirdim mi acaba? Böyle delilik daim olsun.

Hep sıkılmak, hep daralmak, hep olumsuzluğun içinde boğulmak pompalanıyor. Biraz da neşe pompalasak, bu karanlığı dağıtamasak da iyi hissedip sevinebiliriz.

Derin nefes alıp gökyüzünü görmenin hazzını yaşamak, bir an…

Neşeyi çağırın, hemen geliyor.

Kas 19

Bugünlerde aynı dertle çalınıyor kapım: Yazamama. Bazen dünyanın bütün konuları ortadan kayboluverir. Bir türlü yazamazsın.

Benim bulduğum çözüm, ağzıma geleni yazmak! Düşünmeden yazıyorum, akışa bırakıyorum kendimi. Yazı kendini yazıyor aslında. Bununla ilgili diğer yazılarım burada, belki ilham verir. Devamı

Kas 06

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu balıklarıyla sevdim. Bedri Rahmi Koyu’ndaki (Fethiye) kayaya işlediği bu balığı da görme şansım oldu. Daha da çok sevdim onu. 101. Yıl Sergisi‘ni duyunca çok sevindim. Deniz’le birlikte heyecanla gittik Arete Sanat Galerisi’ne. Kendimize yazma üzerine basılmış balıklarından aldık.

Sergi, 1920’lerden başlıyor, 1970’lere kadar geliyor. Her on yılda kendini nasıl yenilediğini, aynı zamanda yüreğini nasıl koruduğunu gördük. Resimlerinin yanı sıra seramik ve tahta çalışmalarından birkaç örnek de var.

Seviyorsanız gidip yaşayın onu… Balıklarından da alın ki neşe getirsin size ve denizin kokusunu…

Eki 02

Durur mu? “Zaman görecelidir” derken hem akıp hem de durmasını mı kastetmişti Einstein?

Bu boyutta akıyor seyrinde, basitçe. Bu boyutta duruyor, olduğu gibi. Aynı boyutta… Zıtların birliği mi? “Bir” mi akan ve duran…

Anlamak gerekiyor mu zamana ne olduğunu? Ya ölçmek? Anlamsızca dururken…

Eyl 26

Yıldız tornavida, yaşamımın önemli unsurlarından biri. Dalga geçmiyorum. Ne zaman bir vidayı sıkıştırmak gerekse elimin altında olduğu için seviniyorum. O olmasaydı dolabın kapağı havada sallanacak, havluluk yerde kalacaktı. Evin dengesi bozulacaktı, dengem bozulacaktı. Biliyorum, pek dengeli gelmedi size bu sözler… İdare edin.

Yıldız tornavida, kalem kadar vazgeçilmez bir ihtiyaç. Yazmadan duramayacağım gibi onsuz da yaşayamam. Kalemimle zihnimi işliyorum kâğıda, onunlaysa mühendis kafamı geçiriyorum hayata. Algı ne garip bir mekanizma, değil mi?

Yıldız tornavidasız kalmayın, kalemsiz de…

Eyl 03

Eylül

Yazan Editör Kategori her şey

Eylül hep hüznü mü çağrıştıracak? Oysa yepyeni bir başlangıç… Yaz rehavetinin yerini sarı sıcak bir rüzgâr alıyor. Yeni işler, yeni sevdalar…

Tarzan gibi gezip boğazını şişirme zamanı. Şort üstü hırkaya alışma… Hırkayla birlikte kabullenme değişimi, geride bırakma…

Yine de sızıyor hüzün çatlaklardan…

 

yazı çizi