Haz 06

Yerüstünden notlar / Mehmet Bilecen

Yazan Editör Kategori atölyeden

yerustunden-notlarBu defaki mide bulantımı, mümkün olduğunca çok sayıda insanın tanıklığında kusarak nihayete erdirmek istiyorum. Vicdanlı olmakla deli olmak arasında sallanan Araf’ın salıncağından düşmemek için bunu yapmalıyım. Kusmak istediklerimi bir kâğıda yazarak sokağa çıksam ve yüksek sesle okumaya başlasam, kaç kişiye sesimi duyurabilirim? Sesimi duyurabildiğim insanlardan kaçı, okuduklarımı sabırla dinleme zahmetini gösterir? En iyisi kusma eylemini, çağımızın mucizevi kamusal alanı olan, Facebook denilen mecrada gerçekleştirmek. Bu sayede 336 kişiye birden ulaşabileceğim:

Ben Bu Oyunda Yokum

Son yaşanan maden faciasından sonra anladım ki bu ülkede üç çeşit insan var. Soma’da ölenler gibi yaşayanlar, “toma”da olanlar ve “komada” olanlar. Soma’da ölenler gibi yaşayanlar derken, ekmek bulamadıkları için pasta yiyenlerin pastalarını yapmak zorunda olanları kastediyorum. Tomada olanlar ise sadece polisler ve katliamın suç ortakları değil; malum katliam tüm sıcaklığını korurken hiçbir şey olmamış gibi yaşamına devam edebilenler. Komada olanlar ise sokaklara çıkanlar, evlerinde ve işyerlerinde kendi kendilerini yiyenler, gece yatamayanlar, bir şey yapamadıkları için insanlıklarından şüphe edenler. Ben, bazen tomadakiler sınıfından olup olmadığım konusunda şüphe etmekle birlikte komadakilerden olduğumu söyleyebilirim. Bu ülkede 2012’de 745 işçi, 2013 yılında ise 1.235 işçi öldü. İki sene boyunca ölen bu işçiler çok büyük bir hata yaptılar. En azından 300 tanesi sözleşip aynı günde ölselerdi, memlekette işçi sınıfı diye bir sınıf olduğunu, bir tartışma programında maden işçisinin, en az kadrolu ve kravatlı uzmanlar kadar önemli şeyler anlatabileceğini daha önce öğrenirdik. Bu meselede söylenecek daha çok şey var, ama yerimiz geniş gibi görünse de çok dar.

Soma’da, tomada veya komada değilsek ne yapacağız? Belki de memleketten kaçmalı. Kaçmak, kaçak dövüşmekten ya da dövüşmemekten daha iyi bir yol değil midir? Bunu yapmaya karar versek bile maddi ve manevi olarak hazırlıklı olmalı. Zor iş yani. O halde ne zamandır sıkıntıyla çalıştığımız işyerlerinden, midemizde kalanları da çıkararak ayrılmalı. Bu durumda da ekmek elden su gölden sözünün gerçekleşmesi gerekiyor. Bu da olmuyorsa diye başlayacak birçok cümle kurabilirim, ama hiçbirini gerçekleştiremeyeceğimden eminim. Bir yol var ki ben de dâhil birçok insan bu yolu deniyor: Sosyal medyanın malumat yığını arasında boğulmak. Bu boğulma sürecinin sonunda da ölüm gerçekleşmiyor. İsterseniz küçük bir deneme yapalım:

“Arkadaşlar hatırlarsanız Türkmenistan cumhurbaşkanı bizimkine at hediye etmişti.”

“Ankastre ne demek, ankastre ne demek? ”

“Bilim insanları: ‘Wikipedia’ya değil doktorunuza güvenin.’”

“Hasarsız kul olmaz.”

“Dünya evrende bir nokta. İnsan dünyada bir nokta.”

“Fikir üretemiyorsa küfür üretir; niçin şaşırıyorsunuz ki?”

“Şirkin En Tehlikelisi: Gizli Şirk. ”

Bu tweetlerin dakikada yüzlercesini okuyabiliriz. Belki aramızda, bunların yıllar sonra beynimizde otomatik olarak sentezlenip bize ani bir aydınlanma yaşatacağına inananlar da vardır. Kendilerini bu anlamlı deneyde yalnız bırakıyorum. Velhasıl ben sosyal medyadan ayrılıyorum. Yapacağım en devrimci eylem olarak buna karar verdim. Bundan sonraki süreçte 336 kişiden birinin daha anlamlı bir öneri sunması durumunda, bu öneriden mahrum kalmayı göze alıyorum.

Bunu paylaşıp da tükürdüğümü yalarsam çok ayıp olur. Sileyim gitsin.

Gaye’nin notu: yazı çizi atölyesi ürünlerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...