Şub 15

Karşılaşma | Yahya Salim

Yazan Editör Kategori atölyeden

Hama’da hiç köpek görmedim, vallahi. Kilis’e gelesiye, hiç köpek görmedim. İlk köpeklerle karşılaştığımızda, annem lanet okudu. Köpek dediğin melun ve münkir.

Şirinyer Postanesinin önünde bekliyorduk. Suriyeli bir adam, kucağında bebeği yaklaştı postaneye. Sizin bu köpeklerden biri, kocaman bir şey abi, Allah inandırsın, yaklaştı bize. Hava soğuk. Yağmur var. Yağmur adamın ve kucağındaki bebeğin battaniyesinin üstüne yağıyor. Sizin yağmurunuz biraz zalim, kusura bakma.

Belli ki gariban postaneye sığınmak istiyor.

Adamın Suriyeli olduğunu nerden mi biliyorum? Kokusundan abi. Soğuktan duş alamıyoruz. Rutubetli evlerimiz. Giysilerimiz rutubet kokuyor. Duvarların küfü siniyor üstümüze.

Hem garibanlık kokar. Hama’da sabun kokardık. Burada rutubet. Allah kimseyi mülteci yapmasın.

Konak Meydanı’nda yere güvensiz basan, her an kötü söz işitmeyi bekleyen, herkesten çekinen birisini gördün mü, bizden olmasın da ne olsun.

İşte bu adam Suriyeli. Köpeğin bakışından da belli. Sizin köpekler, besili olanları, arkası sağlam olanları bize böyle bakıyor. Sokaklar bizim, siz buraya ait değilsiniz, herkes kendi memleketine kardeşim, diye bakıyorlar.

Ekmeklerini, çöplüklerini paylaşıyoruz diye, belki de. Bizle paylaşamadıkları çok şey var, besbelli.

Besili bir sokak köpeğiydi, kulağında da sizin çip dediğiniz zamazingo.

Bu köpeğe dokunamazsınız anlamına geliyor o çip abi. Belediye köpeği, devlet köpeği. Tüh!

Öyle söyledi komşular. Taş atsak polis gelirmiş, alır dövermiş bizi. Sizinkiler taşlayıp öldürse bizi, kimse gelmez imdadımıza.

Sizin köpek, anladı zavallının ne olduğunu. Adam kucağındaki bebeği zor taşıyor abi. Sizinkilerde mazluma merhamet yoktur. Sizin merhametiniz bile ağır geliyor insana.

Kulaklarımla duydum abi, kendi insanıma acıyacak halim yok, şu pislere mi acıyacağım, dedi kadının biri, önden yürüyen kardeşlerime bakarak.

Merhametine muhtaç değiliz pis karının. Kendi de ya Arnavut, ya Bulgar sorsan…

Fakat köpeğin kibirli bakışı insana fena koyuyor abi. Elinde bebeğini zor taşıyan adamcağız kendini trafiğe atıverdi, köpekten kaçmak için.

Bir de adamın biri dedi ki, it mi uğursuz mu belli değil, ondan havlıyor, kokusunu aldı zahir…

Kadının biri, köpeğin ensesinden tuttu. Hayır! dedi, sanki köpek insanın dilinden anlayacakmış gibi. Benim daha zoruma giden, etraftan erkeklerin, aferin oğlum Coo, diye tezahürat etmesi. Ayıp olmuyor mu abiler? desem ne olur, biliyor musun? Yazık garibana desem?

Suriyeli olduğum anlaşılır aksanımdan. Ne olur abi anlaşılırsa?

Tamam, söyleme abi, sen de biliyorsun, Allah da görüyor…

Köpeğin suratını görecektin, kadın ensesinden tutarken bile Suriyeli’ye ters ters bakıyor. Adam onun ve ona tezahürat edenlerin karşısında sindikçe daha efeleniyor, daha şişiniyor.

Eh, bir gün memleketimize döneriz, sen de bizim memlekete gelmeye mecbur kalırsın. O zaman arkandan nasıl koşacağım, basacağım sopayı…

Öyle dedim içimden abi, bizde yalan yok yani.

Yapacağımdan değil. Bizde Allah korkusu var, elhamdülillah.

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar akışı .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...